Güzel Hayat!

31 Ocak 2010, 15:28 | Yazan: tmancar | 2.370 Defa Okundu | Yazdır Güzel Hayat!
1 Oy2 Oy3 Oy4 Oy5 Oy | Verilen Oy: 2 | Ortalama: 4,50 / 5
Loading ... Loading ...

Sabahleyin uyanıyorsunuz, şöyle bir bakındıktan sonra kalkıyorsunuz, gerine gerine yürüyüp elinizi yüzünüzü yıkıyorsunuz ve yapacağınız kahvaltıyı düşünmeye başlıyorsunuz. Kahvaltıda farklı bir şeyler yemek istiyorsunuz ve başlıyorsunuz buzdolabına göz atmaya. Sucuk, zeytin, beyaz peynir, kaşar peyniri, yumurta, çikolata, bal, tereyağı, …vs. Kendinize memnun olacağınız bir kahvaltı hazırlıyorsunuz, (veya eşiniz hazırlıyor, bir de çocuklarınız varsa beraberce) yiyorsunuz. Kahvaltı sonrası, kıyafetlerinizi giymek için gardroba yaklaşıyor ve ne giyeceğinize karar vermeye çalışıyorsunuz. Bir kıyafet belirledikten sonra uygun bir ayakkabı ile koyuluyorsunuz yola. Yolda yürürken bakınıyorsunuz etrafınıza “Güzel bir gün” diyorsunuz içinizden ve gönlünüz ferah bir şekilde işinize doğru yol alıyorsunuz. Yoğun bir iş temposu içinde olduğunuzu düşünerek öğle vaktine ulaşıyorsunuz ve iş arkadaşlarınıza soruyorsunuz: “Bugün ne yiyelim?” Ortak bir karar verdikten sonra karnınızı güzelce doyuracağınız mekana ilerliyorsunuz. Yemekten sonra yanınıza yaklaşan garsonun çay teklifini reddetmiyor, bir bardakta çay içip keyifli bir şekilde işinize dönüyorsunuz. Vakit akşam olduğunda bedenen ve ruhen çok yorulduğunuzu düşünüyor bir an önce eve gidip akşam yemeğinden sonra tv izlemenin hayalini kuruyorsunuz. Eve vardığınızda karnınızı doyuruyorsunuz ve günün yorgunluğunu uzanarak, tv izleyerek atmaya çalışıyorsunuz. Bu şekilde geçirdiğiniz 3-4 saat sonunda uykunuz geliyor ve beden ağrılarınıza ilaç gibi gelecek ortopedik yatağınıza uzanıyor ve uykuya dalıyorsunuz. Ertesi gün bir de tatilse o zaman daha da mutlu oluyorsunuz, çünkü daha fazla dinlenme imkanınız olacak ve kendinize daha fazla vakit ayıracaksınız. Güzel hayat!

Güzel hayat, huzurlu hayat,  mutlu hayat, dertsiz hayat, tasasız hayat, her şey yolunda hayat.

Sizin için güzel olan bu hayat, acaba başkaları için nasıl?

Sabahleyin kalktığında iyi ısınmayan bir evde yaşadığı için buz tutmuş vücudu sizin gibi gerinebiliyor mu? Yoksa tam tersi üşümekten daha da bir kasılıyor mu? Belki de soğukta olsa yatacak yeri bile yoktur. Belki sizin gibi alarm sesiyle değil mermi sesi, bomba sesiyle uyanıyordur. Belki de hiç uyuyamamıştır.

Siz farklı bir kahvaltı yapmayı düşünürken o sadece kuru bir ekmek bulabileceğinden emin mi? Yoksa o günün rızkını çöpten mi arayacak?

Siz kıyafet beğenmezken acaba onun kıyafet seçme şansı var mı? Ya da bunu yıllardır hiç aklına bile getirmiyor mu? Çocuğunu okula gönderirken sırtına giydirebileceği sıcak tutan bir mont alabilmiş mi, ya da çocuğu artık altı yırtık olmayan, su geçirmeyen ayakkabı giyebiliyor mu? Yoksa okulu yıkılmışta gidemiyor mu?

Siz öğlene kadar çok yorulduğunuzu düşünürken o inşaatlarda tozun toprağın içinde mi çalışıyor, hamallık mı yapıyor? Belki de hala iş arıyordur. Belki de ülkesi işgal edilmiş kendisi zulüm altındadır.

Siz öğle yemeğini yiyeceğiniz yeri seçmekte zorlanırken, o akşama kadar idare edebileceğini mi düşünüyor? Belki de kendinden çok çocuğunun, hanımının midesini düşünüyordur?

Akşam evinizin sıcaklığı ve huzuru sizi karşılarken, beklide onu sadece yağmur damlalarından koruyabilen bir derme-çatması karşılıyordur. Siz TV kanalları arasında gezinip, ahlak bozan dizileri sırayla hiç usanmadan, bir yandan yorum yapıp bir yandan da izlemeye devam ederken, belki de o çocuğunun gözlerindeki çaresizliğe bakıp bakıp üzüntüsünü, gözyaşını içine içine döküyordur.

Tüm bunlara rağmen bekli de sizden daha çok Rabbine şükrediyordur. Çok az insan vardır ki, refah hayat şartlarında, dertsiz-tasasızken rabbine canı gönülden, hissederek dua eden, şükreden. O yüzden ara sıra canımız sıkılır ya bizim, başımız derde girer ya, bizler biraz samimi dua edelim diye. Kendisini hatırımızdan çıkarmayalım diye bu sıkıntıları verir Rabbimiz. Rabbimiz, tamamen refah ve bolluk içerisindeki hayatı, yoldan çıkıp cezayı hak eden toplumlara vermiştir, verecektir de, azgınlıkları daha da artsın cezayı daha da haketsinler diye. Var mı aranızda büyük bir sıkıntıya düşüp “Allah” demeyen. Düşünürseniz biraz, bu da ispatı olur size.

ac_yetim_cocuk

Sizce resimdeki çocuk ne yapmaya çalışıyor? Tahmin etmek zor değil sanırım. Çocuğunuz yiyeceği yemeği seçerken, bu durumdaki çocuklar hiç aklınıza geldi mi?






ekmekBu resimdeki insanın kıtlık sebebiyle çamurdan ekmek yaptığını belki daha önce okumuşsunuzdur. Biz hala ekmekleri bayatlatıp çöpe atalım. Ne olacak ki, ucuz zaten tazesini alırsınız öyle değil mi?






yetim_cocukPeki bu resimdeki çocukların aklından ne geçiyor? Marketten ne alacakları mı, kaybettikleri annesi-babası mı, yoksa kaybettikleri huzuru mu?






baba_cocuk1baba_cocuk2Ya bu resimlerdeki babalar. Sizin kadar şanslı mı? Çocuklarıyla parka gidebilecekler mi, ya da kaç kere gitmişler?





Güzel, refah hayatmış. Öyle değil işte. Yavaş yavaş geçiyor sandığımız ama geri dönüp baktığımızda ne kadar da çabuk geçmiş dediğimiz, sona yaklaştıran hayat. Aynen böyle. Biz kendi kabuğumuzdan sıyrılmazsak, etrafımızdaki çocukların hüzünlü bakışlarından, gözyaşlarından bihabersek, ne anlamı var tek başına huzurlu yaşadığımız hayatın.

Etrafımızdaki adı “sessiz çığlık” olan yürekleri duymamız gerek. Duymalıyız, illa ki duymalıyız. Gözümüzü kulağımızı kapatamayız. Hep kendimizi, kendi ailemizi değil birazcıkta etrafımızdakileri düşünmeliyiz. Yardım etmeliyiz, yardım edene de yardım etmeliyiz. Dua müminin silahıdır ama dua ile kalmayıp elimizi taşın altına sokmalıyız, elimizi bir yetimin başına sürmeliyiz. İhtiyacı olanı görmeliyiz, göremiyorsak sormalıyız. Bu konuda belli kesimlerin başında bulunan kişiler de çalışmalar yapmalı, araştırmalı, soruşturmalı.

İhtiyaç sahiplerine yardım etmek, onları mutlu etmek önemli bir konu olmasaydı Rabbimiz ne diye orucunu ya da yeminini bozan kullarına ceza olarak  ihtiyaç sahiplerinin karnını doyurma veya giydirme cezası versin ki.

Bu yazdıklarım elbette herkes için değil ama  genel olarak düşünmeliyiz, hep bizden daha zor durumda olanların varlığını düşünmeliyiz. Ona göre yapılması gerekeni yapmaya çalışmalıyız. Biz, biz olmalıyız, beraber olmalıyız, nemelazımcılık bizim kitabımızda yoktur, kimse de bunu kitabımıza yazamaz! Biz yardım ederiz, biz severiz, biz ortak hareket ederiz. Çünkü biz Ümmet-i Muhammed’iz.

, , , , , , ,

 

2 Yorum

  1. MTM

    Aynaya bakmaktan niye korkar insanoğlu?
    Bakarsa insanlıktan çıkmış bir beden görmekten korkar.
    En zorudur kendinle yüzleşmek.
    Kendi yüzümüze korkmadan bakabilecek kadar insan olduğumuz, gönül gözümüzün hiç kapanmadığı bir dünya umuduyla…
    Paylaşımınla uyandırdığın duygularım adına teşekkürler.

  2. Ali Aydoğdu

    Paylaşım güzel bir duygu.Tabiki diğer insanların sıkıntılarına ortak olmak gerekiyor.Ama biz televizyonda izlediğimiz birçok ibret dolu olayı göre göre bize sırandamış gibi geliyor bu olaylar.Yani bir açıdan bu duygularımzı da kaybediyoruz gibime geliyor.

Geri İzleme

Yorum Yaz

Not: Yorumunuzun onaylanması gecikebilir. Lütfen tekrar yollamayın..